Rota: Beyazıt-Gülhane Parkı

Bu rota aslında çok bilindik yerleri içeriyor. Ancak bizim favorilerimizden olduğu ve hemen herkese hitap edebileceği için buraya da eklemek istedik. Rotamız Beyazıt meydanından başlıyor. Öncelikle kapalıçarşıda bir tur atıyoruz. Burada o kadar çok farklı ürün var ki her gezdiğinizde farklı bir şeyler bulabiliyorsunuz. Özellikle süs eşyalarına ilgiliniz varsa burası tam size göre.

Burada yeterince vakit geçirdikten sonra tekrar Beyazıt meydanına çıkıyoruz. Buradan Çemberlitaş-Sultanahmet yönüne doğru yürüyeceğiz. Tarihi yarımadanın hemen hemen her yeri güzel olmakla birlikte, tramvay yolu üzerinde gezip görmeye değer çok fazla yer mevcut. Biz de çoğunlukla bu yolu takip ederek Sultanahmete kadar iniyoruz.

Acıkanlar burada mutlaka Sultanahmet köftesi yemeli. Yol boyunca pek çok köfteci var ancak benim şiddetle tavsiyem Selim Usta’ya gitmeniz. Zaten civardaki en büyük mekan burası ve köftesi enfes. Fiyatlar böyle bir mekana göre uygun sayılır. Ancak kredi kartının geçmediğini hatırlatmakta fayda görüyoruz. Bir de önünde mütemadiyen kuyruk olacaktır, hazırlıklı olun. Unutmadan, yemekten sonra çay beklemeyin zira bu işletmede çay servisi yapılmıyor. Bütün bunları fazlaca ticari buluyoruz açıkçası ama  lezzetin hakkını vermek gerekir. Ayrıca çayınızı içmek için daha güzel yerler de var tabii ki. Zaten rotamızın sonunda zevkle çay içeceğiniz bir yere gidiyor olacağız.

Sultanahmet ve çevresi iki büyük medeniyeti içinde yaşatıyor. Ayasofya ve Yerebatan Sarnıcı Bizans’ın, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii ve İbrahim Paşa Sarayı Osmanlı’nın ihtişamını temsil ediyor. Eğer gezmediyseniz, zamanınız bolsa ve meraklıysanız bunların bir kısmını da ziyaret edebilirsiniz. Hepsini gezme şansınız maalesef yok zira Topkapı Sarayı ve Ayasofya’yı ancak bir güne sığdırabilirsiniz.

Uğramak istediğimiz yerlere uğradıktan sonra tramvay yolundan ayrılıyoruz. Ayasofya’nın etrafından dolaşacağız. Ayasofya’nın arka tarafına geçtiğinizde sizi Ayasofya konakları karşılayacak. Birkaç yıl öncesinde restore edilmiş bu evler geride kalmış olsalarda çok önemli bir görsel zenginlik katıyorlar ortama. Dümdüz devam edip aşağıya doğru iniyor ve Gülhane Parkı’nın girişine varıyoruz.

Topkapı Sarayı’nın dış bahçesindeyiz artık. 2003’de yapılan muntazam çevre düzenlemesiyle derli toplu bir park önümüzde uzanıyor. Buradan neredeyse Kennedy Caddesi’ne kadar yürümemiz gerekecek ki bu kısa bir yol değil. Ancak Gülhane Parkı’nın güzelliği sayesinde bu yolun size çok da uzun gelmeyeceğinden eminim.

Parkın Sarayburnu çıkışına yakın sağa dönüp yukarıya doğru yürümeniz gerekiyor. Artık yorulduğumuz ve demli bir çayı hak ettiğimiz için “Set Üstü Çay Bahçesi” nde yolculuğumuzu noktalıyoruz. Bizce buranın çayından çok manzarası mükemmel. Öyle ki eğer kıyıya yakın yer bulabilirseniz hem Haliç’i, hem Boğaz’ı hem de Marmara Denizi’ni aynı manzaraya sığdırabilme şansınız bulabilirsiniz. Biraz rüzgarlı olmakla birlikte muhteşem bir seyir tadı olan bu mekan geziniz için gerçek bir mutlu son olacak.

Geri dönmek için Park’ın hemen çıkışından taksiler kalkıyor. Dilerseniz (ve yorgun değilseniz), geldiğiniz yolu geri yürüyüp Parkın girişinden tramvaya binebilir veya Kennedy Caddesi’ne inip Eminönü’ye yürüyebilirsiniz. Tarihi yarımada için da detaylı rotalar yakında bu sayfalarda olacak… İyi gezintiler…

[wpg_thumb]

Paylaşın...Print this pageShare on Google+Share on TumblrPin on PinterestTweet about this on TwitterShare on FacebookEmail this to someone

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir